
Haberi Dinle
Kadın Sesi
Silikon Vadisi’nde herkes Mark Zuckerberg’in masasına oturup milyar dolarlık o çeki almanın hayalini kurar. Ancak 2013 yılında, henüz 23 yaşındayken masaya konan 3 milyar dolar nakit parayı elinin tersiyle iten biri çıktı: Snapchat’in kurucusu Evan Spiegel.
Peki, herkesin "Bu çocuk çıldırdı!" dediği o an, Spiegel o masadan nasıl kalkabildi? Cevabı şirket bilançolarında değil; yüzündeki o eşsiz, kural tanımaz ve idealist şifrelerde gizli.
1. Startup Dünyasında Gördüğüm İkinci Steve Jobs Burnu
Spiegel’in yüzüne baktığımda beni en çok çarpan detay, ince, kemikli ve ucu aşağıya doğru inen burnudur. Açıkça söylemeliyim ki; girişimcilik ekosisteminde Steve Jobs'tan sonra bu kadar karakteristik, estetik kaygısı bu denli yüksek bir burun görmemiştim.
Fizyonomide kemikli ve uzun burun; paradan çok idealleri için yaşayan, niceliği değil niteliği arayan bir karakteri simgeler. Geçici heveslerin değil, kalıcı eserlerin peşindedirler. İdealleri uğruna en zor yolu seçebilir, hedeflediklerine ulaşana kadar her türlü acıya katlanabilirler. Zuckerberg ona 3 milyar doları uzattığında o parayı değil, kendi inandığı "değerlere dayalı" iletişim krallığını seçti. 2018'de Snapchat'in tasarımını değiştirdiğinde kullanıcılar isyan edip şirket bir günde 1.3 milyar dolar değer kaybetmesine rağmen, inandığı estetik felsefeden asla geri adım atmaması da işte bu "kemikli burun" inadıdır.
2. Ateş Elementinin Zaferi: İletişimi Eğlenceye Çevirmek
Zuckerberg’in o soğuk, robotik ve veri odaklı dünyasına karşı Spiegel’in yüzünde muazzam bir Ateş Elementi parlar. Sahnede etkileşimi yüksek, dinamik, etrafına pozitif enerji yayan ve insanları güldürmeyi seven bir yapısı vardır.
Facebook insanları "Kaç beğeni aldım?" stresine sokarken, Spiegel o "Ateş" enerjisiyle iletişimi bir oyun alanına çevirdi. Uygulamaya kusan gökkuşaklarını, köpek kulaklarını, komik AR filtrelerini getirdi. O, insanların mükemmel görünmeye çalıştığı donuk bir vitrin değil; kahkaha attığı, eğlendiği ve neşelendiği canlı bir sahne inşa etti.
3. Yarık Çene ve Kızıla Çalan Saçlar: Yaratıcılığın Zirvesi
Spiegel’in çenesindeki belirgin yarık ve saçlarındaki o kızıla çalan tonlar, fizyonomik olarak tek bir şeyi haykırır: Sınır tanımayan bir yaratıcılık. Bu adam, ilk donanım ürünü olan kameralı gözlükleri (Spectacles) Apple gibi sıkıcı ve steril mağazalarda satmadı. Amerika'nın ıssız kanyonlarına, sahillerine sapsarı, tek gözlü devasa "Snapbot" otomatları yerleştirdi ve insanları bir hazine avına çıkardı. Çenesindeki o yarık, sıradanlığa meydan okuyan, ticareti bile bir sanata ve şova dönüştüren eşsiz bir yaratıcılık deposudur.
4. Saçlarla Kapanan Alın: "Lazer Odaklı" Uzmanlık
Yüzündeki en stratejik detaylardan biri ise, alnının sağdan ve soldan saçlarla kapanmış olmasıdır. Geniş ve tamamen açık bir alın, aynı anda onlarca farklı disipline saldıran, dağılan bir zihni gösterebilir. Ancak Spiegel’in bu alın yapısı, "Tek bir konuda derinleşme ve uzmanlaşma" arzusunun kanıtıdır.
O, Amazon gibi her şeyi satmak veya Google gibi her sektöre girmek istemedi. O sadece "Kamera ve Anlık İletişim" dikeyine odaklandı. İlgisini dağıtacak diğer tüm disiplinlere kapılarını kapattı ve o dar alanda dünyanın en iyisi olmak için saplantılı bir şekilde çalıştı.
Sonuç: Kendi Krallığının Kuralları Evan Spiegel’in yüzü bize şunu söylüyor: Eğer çenenizde o yaratıcı yarık, ruhunuzda insanları eğlendiren o Ateş ve yüzünüzün tam ortasında ideallerinizden asla taviz vermeyeceğinizi haykıran o kemikli "Jobs" burnu varsa; kimsenin masasına oturmak zorunda değilsiniz. Kendi masanızı kurar, kendi oyununuzu oynarsınız.
GirişimcilikSnapchatEvan spiegel



Yorum Yap