
Haberi Dinle
Kadın Sesi
Bir asır önce yazılmış hikâyeler, bugünün şirketleri hakkında ne söyler? Bu serinin ilk yazısında Ömer Seyfettin'in "Diyet"ini okumuştuk. Sırada Sait Faik var.
Sait Faik'in "Semaver" hikâyesinde Ali, Halıcıoğlu'nda bir fabrikada işçidir. Her sabah annesi onu sabah ezanıyla uyandırır; oda kızarmış ekmek kokar, semaver fokurdar. Ali o sesi dinlerken semaveri hayalinde bir fabrikaya benzetir — ama içinde ne ıstırap, ne grev, ne de patron olan bir fabrikaya.
Bu benzetme hikâyenin kalbidir. Ali'yi hayata bağlayan şey ne maaşı, ne mesleği, ne de fabrikadaki pozisyonudur. Her sabah tekrarlanan üç dakikalık bir sahnedir.
Sonra bir sabah annesi onu uyandırmaz. Ali kalktığında semaverin başında annesinin cansız bedenini bulur. O gün ağlamaz; işine gider, gelir. Ağlaması günler sonra, semaverin başına oturduğunda gelir.
Ve hikâyenin en sessiz cümlesi şudur: Semaver bir daha kaynamaz o evde.
Kültür Politikalarda Değil, Tekrarlarda Yaşar
Şirket kültürü üzerine yazılan her şey büyük kelimelerle doludur: değerler, misyon, manifesto. Duvara asılır, onboarding sunumuna konur, kariyer sayfasında yayınlanır.
Ama bir şirkette çalışan hiç kimse, kültürü o sayfadan öğrenmez. Kültürü tekrarlardan öğrenir.
Perşembe öğlenleri ekibin birlikte yemeğe çıkmasından. Her sprint sonunda birinin ekrana bir grafik yansıtıp "bu ay şunu başardık" demesinden. Yeni gelen birine ilk gün kimin masasına oturulacağının söylenmesinden. Bir hata olduğunda ilk sorulan sorunun "kim yaptı" değil "ne oldu" olmasından. Kurucunun cuma akşamı çıkarken herkese tek tek "iyi hafta sonu" demesinden.
Bunların hiçbiri politika değildir. Hiçbiri belgelenmemiştir. Hiçbiri bütçelenmemiştir. Ama bir şirketin "nasıl bir yer" olduğunu, İK el kitabından çok daha fazla bunlar belirler.
Ali'nin semaveri de bir politika değildi. Sadece her sabah kaynıyordu.
Ritüeller Nasıl Ölür?
Kötü haber şu: Bu ritüeller kimsenin kararıyla ölmez. Sessizce ölür. Genellikle dört sebeple.
Büyüme: Ekip 8 kişiyken herkes birlikte yemeğe çıkabiliyordu. 40 kişiyken bu imkânsız hale geldi ve kimse yerine bir şey koymadı. Ritüel, ölçeklenemediği için değil; ölçeklenmesi düşünülmediği için kayboldu.
Verimlilik baskısı: "Bu haftalık toplantı çok zaman alıyor, kaldıralım." Toplantı gerçekten verimsizdi belki; ama o toplantı aynı zamanda ekibin birbirini gördüğü tek andı. Verimlilik adına kesilen şey, çoğu zaman verimin kendisini taşıyan şeydir.
Kurucunun dikkatinin kayması: Ritüellerin çoğunu erken dönemde kurucu başlatır ve o taşır. Kurucu fundraising'e, yeni pazara, başka bir kriz alanına döndüğünde ritüel sahipsiz kalır. Kimse "artık bunu yapmıyoruz" demez; sadece bir hafta atlanır, sonra iki, sonra unutulur.
Uzaklık: Uzaktan ve hibrit çalışmada ritüeller kendiliğinden oluşmaz. Ofiste koridorda karşılaşarak doğan şeyin, uzaktan karşılığı ancak tasarlanarak kurulabilir. Tasarlanmazsa, yerine hiçbir şey gelmez.
Salep Güğümü
Hikâyenin çoğu kişinin hatırlamadığı bir devamı var. Annesi öldükten sonra Ali'nin hayatına fabrika önündeki bir salep güğümü girer. Yani bir şey yerine geçer. Ali yine sabahları bir sıcaklığa uzanır.
Ama semaver değildir.
Şirketlerde de böyle olur. Kaybolan ritüelin yerine bir şey konur: yılda bir kez yapılan büyük şirket etkinliği, ofise alınan ping pong masası, bir "kültür komitesi", ücretli meyve sepeti. Bunların hiçbiri kötü değildir. Sadece aynı şey değildir.
Çünkü ritüelin gücü büyüklüğünden değil, sıklığından gelir. Her sabah tekrarlanan üç dakika, yılda bir yapılan görkemli bir günden daha çok kültür üretir. Kültür bir olay değildir; bir frekanstır.
Kurucu İçin Üç Pratik Soru
"Şirketimizde her hafta tekrarlanan, kimsenin zorunlu olmadığı ama herkesin katıldığı bir şey var mı?" Cevap yoksa, kültür şu an sadece bir belgede yaşıyor demektir.
"Son bir yılda sessizce ölen bir ritüelimiz oldu mu?" Muhtemelen oldu ve kimse fark etmedi. En sık ölenler: haftalık demo, aylık kutlama, birlikte yenen öğlen yemeği.
"Bu ritüeli kim taşıyor?" Eğer cevap sadece kurucuysa, o ritüelin ömrü kurucunun dikkatiyle sınırlıdır. Sağlıklı ritüellerin birden fazla sahibi olur.
Kaynamayan Semaver Fark Edilmez
Ali'nin evinde semaverin kaynamayı bıraktığı gün kimse bir duyuru yapmadı. Bir toplantı düzenlenmedi, bir e-posta atılmadı. Sadece bir sabah, o ses yoktu.
Şirketlerde kültürün ölümü de böyle olur. Bir gün insanlar toplantılarda daha az konuşmaya başlar, sonra kameralar kapalı kalır, sonra iyi insanlar tek tek ayrılır. Kurucu çıkış görüşmelerinde "maaş" cevabını duyar ve rahatlar — çünkü maaş, çözülebilir bir sorundur.
Oysa gidenlerin çoğu, semaverin ne zaman kaynamayı bıraktığını bile söyleyemez. Sadece bir sabah, o ses yoktu.
Kültürü kurmak büyük bütçe istemez. Ama korumak, düzenli bir dikkat ister. Ve bir kez soğuduktan sonra semaveri yeniden kaynatmak, ilk kez yakmaktan çok daha zordur.
Şirket kültürüKurum kültürüEkip kültürüŞirket ritüelleriGirişimcilikKurucu kültürüÇalışan deneyimiStartup kültürüEkip yönetimiSait faik semaverLiderlikHibrit çalışma



Yorum Yap